Sanalalan

Sanalalan.com

Sanalalan.com sitesinde İnşaat Şirketleri kategorisinde İnşaat Şirketleri ile ilgili sitelerin linkleri bulunmaktadir

Kategoriler


 

 

Çatı Kaplama FirmalarıÇatı Kaplama Firmaları (2)
Çelik Konstruksiyon FirmalarıÇelik Konstruksiyon Firmaları (7)
Çim Halı , Halı SahaÇim Halı , Halı Saha (5)
Çimento FabrikalarıÇimento Fabrikaları (5)
İç Mimari siteleriİç Mimari siteleri (6)
İnşaat Malzemeleri satan firmalarİnşaat Malzemeleri satan firmalar (11)
İzolasyon Firmalarıİzolasyon Firmaları (7)
@Ahşap Malzemeler@Ahşap Malzemeler (19)
Asansör ŞirketleriAsansör Şirketleri (4)
Asfalt ŞirketleriAsfalt Şirketleri (3)
Cam BalkonCam Balkon (4)
Dış Cephe kaplama firmalarıDış Cephe kaplama firmaları (4)
Demir Çelik FirmalarıDemir Çelik Firmaları (6)
Duş KabinleriDuş Kabinleri (4)
@Emlak Ofisleri@Emlak Ofisleri (9)
Güneş Enerjisi FirmalarıGüneş Enerjisi Firmaları (3)
Hafriyat FirmalarıHafriyat Firmaları (2)
Havuz FirmalarıHavuz Firmaları (10)
Hazır Beton FirmalarıHazır Beton Firmaları (3)
Kalorifer TesisatıKalorifer Tesisatı (6)
Klima SistemleriKlima Sistemleri (4)
Korkuluk SistemleriKorkuluk Sistemleri (2)
Peyzaj firmalarıPeyzaj firmaları (11)
Prefabrik Ev yapan firmalarPrefabrik Ev yapan firmalar (10)
PVC DoğramaPVC Doğrama (7)
Seramik FabrikalarıSeramik Fabrikaları (5)
Sondaj ŞirketleriSondaj Şirketleri (7)
Su Arıtma Sistemleri imalat firmalarıSu Arıtma Sistemleri imalat firmaları (2)
Su TesisatıSu Tesisatı (1)
Tuğla fabrikalarıTuğla fabrikaları (4)
Yapı Denetim FirmalarıYapı Denetim Firmaları (2)
Yer Döşemeleri Zemin Döşemeleri,SerfloorYer Döşemeleri Zemin Döşemeleri,Serfloor (9)



 

Şahin inşaat hafriyat nakliye
İnşaat Şirketleri 1962 yılından Türkiye nin Doğusunda Batısında özel ve kamu ya projelere imza atmıştır. inşaat hafriyat nakliye konut toplu konut alt yapı üst yapı asfalt kanal kavşak mıcır kum kaba inşaat mazlemeleri bayındırlık ve iskan bakanlığından müteahhitlik karnesi ve ulaştırma bakanlığından K1 belgesi ile hizmet vermektedir.Konut inşaatları yüzde 13 geriledi Konut inşaatları, 1993-1997 döneminde 130 bin 972 adetten 113 bin 410'adete düşerek yüzde 13 oranında gerilerken, düşüş kamu konutu inşaatlarında yüzde 61'i buldu. 1993 yılında toplam olarak 130 bin 972 adet inşaat ruhsatı alınırken, bu rakamın 2 bin 827'sini kamu, 28 bin 274'ünü yapı kooperatifleri, 99 bin 871'ini de özel kesimin yaptığı konut inşaatları oluşturdu. 1997 yılında ise yapılan konut inşaatı, toplamda 1993 yılına göre yaklaşık yüzde 13'lük gerilemeyle 113 bin 410'a düşerken, inşaatların 86 bin 587'si özel, 25 bin 714'ü yapı kooperatifleri, bin 109'u da kamu konutlarından oluştu. http://www.sahingroup.net
Çimsa Çimento Fabrikaları
İnşaat Şirketleri TMSF tarafından gerçekleştirilen Çimento Fabrikaları ihalesinde en yüksek bedeli ... Beyaz Portland Çimento ve Beyaz Kalkerli Çimento Türkiye'nin çimento ve beton sektöründe önde gelen üreticilerinden ÇİMSA'nın tanıtımı.Beyaz Çimento Beyaz Çimento Türleri Kullanım Alanları Kullanımda Dikkat Edilmesi Gerekenler Ambalaj Çeşitleri Tipik Analizler Kalsiyum Alüminatlı Çimento Gri Çimento Hazır Beton Harç Çimentosu Türkiye'de, inşaat sektörü en çok kaçak yapılardan şikayetçi. İstatistiki bilgilerin ve Türkiye'deki konut sayısının sağlıklı bir şekilde elde edilmesi için konut inşaatlarının ruhsata bağlanması gerektiğini savunan müteahhitler, Türkiye'de yapılan konutların yüzde 60'ının ruhsatsız olarak inşa edildiğini savundu. Türk İnşaat Müteahhitleri İşveren Sendikası (TİMSE) Başkanı Sami Sarı, kaçak yapıların çokluğu yanında ruhsata bağlı olarak inşa edilen konutların da büyük bir kısmının toplu konut veya kooperatiflerden oluştuğunu ve inşa edilen konutların iskan belgelerinin bina bitiminde alınması gerekirken, çeşitli nedenlerle gecikildiğini söyledi. Sektörde bir durgunluk yaşandığına değinen Sarı, villa ve lüks konutların satışlarında önemli bir patlama yaşanırken, konut satışlarında bir düşüş olduğunu söyledi. İnşaat sektörü bugün, yol, köprü, baraj, endüstriyel ve sosyal tesisler, konut ve bina v.s. gibi sektör içi çalışma alanlarının tümünde faaliyet gösteren müteahhitlik kuruluşları ile birlikte sektöre doğrudan veya dolaylı olarak malzeme, makina, araç-gereç üreten yaklaşık 300 çeşit sanayi grubuna ait üretici işletmelerini kapsıyor. 20-25 yıl önce sadece yurtiçinde faaliyet gösteren müteahhitlik kuruluşlarının bu süre içinde yurtdışında da önemli ihalelere girebilecek düzeye geldiklerini belirten Sarı, bu başarının altında kaliteli yapıların ve Türk işçisinin bu konudaki başarısının yattığını vurguladı. Sami inşaat sektörü için şunları söyledi: ‘‘Ülkemizde üretilen çeşitli inşaat malzeme ve ekipmanın yurtdışı taahütlerinde kullanılmak üzere ihracatı bu sektör tarafından gerçekleştirildi. İnşaat sektörü yarattığı istihdam ve katma değerle, sağladığı dövizlerle, inşaat malzeme ve ekipmanlarıyla, ileri teknoloji ve çağdaş yönetim anlayışı ile, yetişmiş insan gücü, sağlıklı finans ve işveren ilişkileriyle tarım sektöründen sonra gelen en önemli sektör konumundadır. Ne var ki olumsuz ekonomik etkenler ve buna bağlı olarak kamu yatırımlarının yetersizliği ile yüksek enflasyon İnşaat Sektörünün mevcut potansiyeline uygun iş arzının oluşmasına imkan vermediğinden sektörde zaman zaman durgunluk yaşanmaktadır.’’ http://www.cimsa.com.tr
İhlas Holding İnşaat Grubu
İnşaat Şirketleri İhlas Holding İnşaat Grubu’nun önemli projeleri Marmara Evleri 1. Kısım Yakuplu beldesi, Reşitpaşa Çiftliği’nin 700 bin metrekare arazisi üzerine kurulan projede arazinin yalnızca yüzde 10’u inşaata, geri kalan yüzde 90’lık kısım ise tamamen çevreyle ilgili düzenlemelere ayrıldı. Projede tümü kat kaloriferli 2 bin 704 lüks daire, 134 tripleks villa, 92 dükkanlık alışveriş merkezi, poliklinik, dört çarşı, iki özel ve bir resmi okul, 25 çocuk oyun alanı, kapalı spor kompleksi, konferans ve sinema salonuyla arıtma tesisi ve diğer sosyal tesisler yer alıyor. Marmara Evleri 2. Kısım 1. Kısım’ın gördüğü yoğun ilgi üzerine Kavaklı beldesinde inşa edilmekte olan Marmara Evleri 2. Kısım’da 80, 115, 130 ve 150’şer metrekarelik toplam 2 bin 204 konut bulunuyor. 2000’in sonunda tamamlanacak projede de alışveriş merkezleri, spor tesisleri, oyun alanları, sağlık tesisi ve diğer sosyal tesisler bulunuyor. Yüzde 80’i tamamlanan sitede müşterilere 60 aya varan vade imkanları sağlanıyor. Marmara Villaları Yakuplu beldesi Reşitpaşa Çiftliği mevkiinde inşa edilen proje, Marmara Evleri 1. Kısım’ın devamı niteliğinde. 500 metrekare kullanım alanı bulunan tripleks villaların Akasya ve Çınar tipinde olanlarının satış fiyatları ise 390.000 ile 790.000 dolar arasında değişiyor. Villalar, 1.300 metrekare müstakil bahçeye sahip. İhlas Holding İnşaat Grubu, 1990’dan bu yana üç toplu konut sitesi projesinde toplam 6 bin daire ve sosyal tesislerle, 134 ünitelik villa sitesi, 22 bin devrelik termal tatil sitesi, çeşitli eğitim kampusleri, tv stüdyoları, ofis ve yönetim binaları inşa etti. Bütünüyle kendi teknik personeli, proje grubu ve makine parkıyla çalışan İhlas Holding İnşaat Grubu, halen İstanbul Büyükçekmece Kavaklı beldesinde Marmara Evleri 2. Kısım projesini ve Armutlu’da da Armutlu Tatil Köyü projesini gerçekleştiriyor. Çalışmaların da yararlandığı zemin etüdlerini kendi alanında uzman kuruluşlara yaptıran firma, bütün inşa projelerinde, günümüzün en ileri teknolojilerinden olduğu kabul edilen ‘Tünel Kalıp Sistemi’ni kullanıyor. Ayrıca, depreme son derece dayanıklı ‘Radye Temel Sistemi’yle inşaat yapan firma, kullandığı teknolojinin gereği olan hazır betonun periyodik kontrollerini de inşaatın her safhasında tekrarlıyor. http://www.ihlas.com.tr
Artı İnşaat
İnşaat Şirketleri Artı İnşaat Sanayii ve Ticaret Şirketi, on yılı aşkın süredir plastik doğrama sektöründe, 3 yıldır da Pimapen üretici bayii olarak, sektör içinde ünlü bir firma olarak hizmet veriyor. Merkezi Yenibosna’da bulunan Artı İnşaat ve Ticaret Şirketi’nin, Fındıkzade’de, Avcılar’da ve Merter’de de showroomları bulunuyor. Yenibosna’daki fabrikada geniş bir çalışma ağına sahib olan Artı İnşaat, faaliyet alanını İstanbul’dan Anadolu’ya da taşımak için projeler üretiyor. Artı İnşaat Sanayii ve Ticaret yetkilileri firma olarak müşteriye en iyi hizmeti vermek için hiç bir fedakarlıktan kaçınmadıklarını vurguladılar. http://www.artiinsaat.com.tr
AKSOY İNŞAAT
İnşaat Şirketleri İnşaat sektöründe neler oluyor diye atlayıp Paris’e gittim ve oralarda gördüklerimi sizlerle paylaşacağımı da geçen haftaki yazımda bildirmiştim. 8 Kasım’da başlayan Batımat’99 Fuarı, dün bitti. 7.4’lük depremden çıkan bir ülkenin gazetecisi olarak, yapı ürünlerindeki gelişmeleri daha bir dikkatli inceledim. 42 ülkeden 3 bin 400 firmanın katıldığı Batımat’99 Fuarı’nı dolaşırken utancımdan yerin dibine girdim. Yerin bidine girdim, çünkü; elin adamı öyle yenilikler yapmış, öyle teknoloji geliştirmiş de bizim haberimiz yok. O ürünleri kullanan ülkelerde deprem can ve mal kaybına sebep olmazken, bizim gibi ülkelerde şehirler haritadan siliniyor. Depremi durdurmanın imkânı yok ama verdiği zararı asgariye indirmek mümkün. Biz ise ikinciyi yapamadığımız, yapmadığımız için birinciye takıldık kaldık. Deprem bu: öncüsü ayrı, artcısı ayrı. Sallayıp duruyor. Paris’de iken hep depremi düşündüm. Kendi kendime nerede yanlış yaptığımızı sordum durdum. Dünyadaki gelişmelerin sergilendiği bir fuarda gezip, yapı teknolojisini yakından görüyorsanız; bu konuda söyleyecek bir şeyleriniz oluyor. Yerleşim alanlarının seçimiyle iş başlıyor. Aslında birinci kaide deprem kuşağındaki bölgelere inşaat yapmamak... Hadi diyelim ki, başka yer yok ve orada yapılaşmak mecburiyetindesiniz. O zaman fay hattına uzak yerlere inşaat yapmak gerekiyor. Yaptığınız inşaatlar ise ya hafif malzemeden olacak veya inşaatın sağlamlığı dikkate alınacak. Bunlar kendiliğinden olan şeyler değil, elbette. Standart istiyor, kontrol gerektiriyor. Standardı koyan, kontrol eden devlet olmalı. Yaşadıklarımız bize gösterdi ki; belediyesiyle, bakanlığıyla, mühendisiyle, mimarıyla, müteahidiyle ortalıkta kimseler yok. Meydan çar çakala kalmış. Kim hangi malzemeyi kullanıyor, inşaatı nereye yapıyor bilen yok. 11 Kasım günü 5.7 şiddetinde bir deprem olmuş, diye duyunca yüreğim cız etti. Ertesi gün İstanbul’a dönüş hazırlığı yaparken, ikinci haberle sarsıldık: 7.2 şiddetinde bir deprem daha olmuş... İNŞAATIN KALİTESİ Fuarda her çeşit inşaat ürünü vardı. Ahşap, betonarme, çelik, cam, tuğla... Herkesin zevkine ve ihtiyacına göre yapı malzemesi üretiliyor. İnşaatçılık artık başınızı sokacak dört duvar olmaktan çıkmış. Ev yapmak isteyenlerin talepleri değişmiş. Emniyet, sağlamlık, sağlık, çevre, konfor gibi unsurları ihtiva eden inşaatlar üretiliyor. İnşaatın kabuğunu ahşaptan veya betondan yapabilirsiniz. Hangisini istiyorsanız, ona göre ürün bulmak mümkün. Ama iş kabukla bitmiyor. Binaya ısıtma sistemi kurmak için duvarın bir köşesine uyduruk bir baca koymakla iş bitmiyor. Bacalara ısı izolasyonu konuluyor. Önce bir saç boru yerleştiriliyor ve üstüne elyaf sarılıyor. Daha sonra da bu sistem tuğla veya betonla örülüyor. Böylece hem ısı kaybı önleniyor, hem zehirli gaz filtre edildikten sonra dışarı veriliyor, hem de yangın tehlikesi önleniyor. Çatı teknikleri ise çok daha farklı: Topraktan veya tuğladan üretilen tuğlaların çeşidini sayamadım. Her birisi ayrı güzellikte. Öyle sistemler kurmuşlar, öyle malzeme üretmişler ki, görünce insanın dudağı uçukluyor. Binaya soluk aldıran izolasyon sistemleri geliştirilmiş. İçerideki nemi dışarı veriyor ama dışarının ıslaklığını içeri almıyor. Işık yeterli gelmiyorsa o zaman da cam kiremitler kullanmak gerekiyor. Paris’de tarihi bina çok. Hepsi restorasyondan geçmiş. Ama her birisi 100-150 sene öncesi gibi orjinal. Çünkü, ona göre malzeme kullanılıyor. Bina dediğiniz kabuk ve solumak demek değil elbette. Ses geçirmezliği de önemli. Onun için de ciddi tedbirler alınmış. Kullanılan malzemelerle komşunuzun gürültüsünü duymadığınız gibi, komşu da sizin seslerinizle rahatsız olmuyor. İnşaat işinden anlayan birisi değilim. Betonu da, topraktan yapılan bir ürünün su ve çıkılla karıştırılması olarak düşünürdüm. Sonuçta betonun düşündüğüm gibi olduğunu gördüm ama iş orada bitmiyor. Bir defa çimento üretimi çevreyi ciddi şekilde rahatsız eden bir olay. Etrafı toz, duman içinde bırakan bu sağlıksız üretimi sanat haline döndüren Lafarge tesislerini gezdim. Lafarge, çevre için her sene 400 milyon Fransız Frankı harcıyor. Fabrikaların etrafını yeşil alan yapıyor, filtreler takıyor ve fabrikaların etrafındaki insanları rahatsız etmiyor. El arabasıyla çimento dökmek dönemi bitti. Hazır beton satılıyor. Türkiye’de hazır beton taşıyan araçlar sabahları 7-10, akşamları da 4-7 saatleri arasında trafiğe sokulmuyor. Fransa’da ise bu araçlara ambülanslardan sonra ikinci öncelik veriliyor. Sebebini sorduğumda şu cevabı aldım: “Hazır beton inşaatlar için olmazsa olmaz faktördür. Araçları trafiğe yasaklarsak; el arabalarıyla beton yapılır ve inşaatlar gerekli sağlamlıkta olmaz.” Mantık bu. Lafarge bu günlerde yeni ürünü ductal beton ile büyük sükse yapıyor. Bu beton şimdiye kadar kullanılan betonun 10 katı daha sağlam. Çeşitli mineraller kullanılarak elde edilen betonla yapılan binaların dayanıklılığı fazla olduğu gibi kalınlıkları da azalıyor ve binalara estetik kazandırıyor. Fransa’da yeni yapılan binaların dış cephesine baktım. Kaymak gibi. Eskisi gibi betonu döküp, vibratörle boşlukları alınmıyor. Demir döşendikten sonra sıvı beton kalıplara pompalanıyor ve yukarı doğru çıkan betonda boşluk kalmıyor. Kalıpları çıkarınca betona ayrıca şap dökmek gerekmiyor. Vibratör kullanılmadığı için önceki günlerde dökülen betonda yorgunluk meydana gelmiyor. Bugünlerde Türkiye’de de kullanılan alçı plakalar ise müthiş bir gelişme. Kolanların arasındaki duvarlara tuğla yerine kullanılan alçı plakalar hem duvar kâğıdı veya boyaya ihtiyaç bırakmayacak kadar düzgün oluyor, hem de hafif olduğu için binanın yükünü azaltıyor. TÜRKİYE UYUMUYOR Çok pahalı fatura ödedik ve hâlâ da ödüyoruz ama deprem bize gözümüzü açmayı öğretti. İstanbul Teknik Üneversitesi (İTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Kandilli Rasathanesi’nin bağlı bulunduğu Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) başta olmük üzere çeşitli üniversitelerden 14 profesör de Batımat’99 Fuarı’nı gezdi. Çeşitli incelemelerde bulundu. Fuarda teşhir edilen bütün ürünleri üretmemize imkân yok ama bu ürünleri kullanmamıza engel de yok. Türk müteahhitlerinin kabiliyeti Türkiye sınırlarının dışına taştı. Yapılan inşaatların kapasitesi yüksek. Şayet bu kaliteli ürünleri de kullanacak olurlarsa, Türk insanı daha sağlam ve sağlıklı binalarda oturma şansını yakalayabilir. “İnanma utanma yatma” Babam kadar sevip saydığım dünya güzeli bir Mazhar Amca’ya sahibim. Mazhar Bey, insanlığı ve insanlara davranışı öyle hamur yapmış ki, toplam kaliteyi ondan öğrenmeye çalışıyorum. Evini yönetimi, etrafındaki insanlara davranışı, yakınlarına sahiplenmesi başlıbaşına incelik ve otorite kokuyor. Otoriteyi ve zarafeti biraraya getirebilmek büyük hüner ister ve mutlaka ince siyaset gerektirir. Mazhar Bey, bana; seneler önce, “İnanma, utanma, yatma” diye nasihat etti. Bu üç kelimeyi ezberleyinceye kadar seneler geçti. Manasını öğrenmem için ise ömrümün yeteceğini zannetmiyorum. “Birisi” diyor Mazhar Bey: “Karşına çıkıp, ben şöyle kaçar, böyle tutarım, derse inanma.” Bir şeye ihtiyacın var. Sıkıntı çekiyorsun. Utancından kimseye derdini söyleyemiyorsun... Arkadaşının masasında elma gördün. Canın çekmesine rağmen, isteyemiyorsun: “Birşey bilmiyorsun. Bu durumlarda utanma” diye nasihat ediyor, Mazhar Bey. Üçüncü ‘yatma’ kelimesinin açıklamaya pek ihtiyacı yok aslında: Çalış. Bu üç kelimecik nasihatı Mazhar Bey anlatırken; olmayacak bir şey gibi gelmiyor. Onun mahareti ve söylediği sözlerin doğruluğu üstüste gelip örtüşüyor. Söyleyenle, söylenenin doğruluğu karşısında ikna oluyorum, kendime güvenim artıyor.’ Bunu ben de yaparım’, deyip dışarı çıkınca işler birden bire zorlaşıyor. YALNIZ DEĞİLİM Bu konuda yalnız olmadığımı düşünüyorum. Hemen hemen hepimiz, Mazhar Amca’nın nasihatlerine kulak vermeliyiz. Siyasetçi kalkıp; “Bu memleketi 100 günde güllük gülistanlık yaparım” deyince; “Yapar mı yapar” deyip; peşine takılıyoruz ama sonu hüsranla bitiyor. Veya; “Beni başınıza getirin. Bakın o zaman her şey güzel olacak” dediğinde; hemen inanıveriyoruz. Şöyle bir geriye bakıp; “Bu adam neyi iyi yapmış da bizi güzele taşıyacak?” diye sorgulamıyoruz. Hele hele, “Yahu bizden bu kadar vaatlerle oy aldın. Şimdi ise bozdun da düzeltmedin. Nereye gitti sözlerin” diye hiç sormuyoruz. Neden? Çünkü utanıyoruz! Tabii, bir de yatmayı seviyoruz. “Biz yan gelip, yatalım da, siyasetçi işi yapsın” diye kolaycılığa kaçıyoruz. Müteahhit kalkıp, “Ucuz ev yaptım” deyince, kelepir mal bulmuş gibi hemen tomarla parayı bastırıp, ev alıyoruz. Bir defa da, ‘Yahu, bu kadar paraya ev mi olur?’ demiyoruz. http://www.aksoyinsaat.com
Ata İnşaat Gayrimenkul Yatırımları Pazarlama
İnşaat Şirketleri Ata İnşaat Gayrimenkul Yatırımları Pazarlama ve Satış Koordinatörü Servet Göle, inşaat sektörünün bir geçiş dönemi yaşadığını söyledi. Deprem sonrasında insanların konut almak için psikolojik olarak bir bekleme dönemine girdiğini belirten Göle, “Şu anda uygun fiyatlarla ve günün ihtiyaçlarına göre projeler üretilmediği için inşaat sektörü bir geçiş dönemi yaşıyor. Ekonomik istikrar programının amacına ulaşması ve yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yönelmesi ise inşaat sektörü tekrar altın çağına dönecektir” diye konuştu. Tüketici eğilimi değişti Göle, deprem öncesinde konut alacak müşterilerin daha çok manzara ve mutfak dolapları ile ilgilendiğini, ancak deprem sonrasında zemin etüdlü, deprem dayanıklılık belgeli konutlara ilgi gösterdiğini kaydetti. İstanbul’da mevcut arsaların da yeterli olmadığının altını çizen Göle, Hazine’nin mutlak suretle proje taleplerine göre planlı arazi üretmesi gerektiğini bildirdi. “Şehire dönüş var” Göle, insanların bir dönem şehir içindeki kargaşadan kurtulmak için şehir dışındaki konutlara yöneldiğini hatırlatarak, “Ancak olay biraz abartıldı ve şehir dışında gereğinden fazla konut yapıldı. Artık büyük ev talebi doyum noktasına ulaştı. Şimdi insanlar şehir içinde ancak, site özellikli yerlere talep göstermeye başladı” şeklinde konuştu. Lüks konutlara talep artıyor Yaşam standardının yükselmesiyle insanların yaşadıkları mekanlarla ilgili beklentilerin arttığını kaydeden Göle, bu talepler doğrultusunda inşaatları gerçekleştirilen kuruluşların lüks konutları yönelidiğini söyledi. Göle, “Lüks konutlarda yaşam daha konforlu, rahat ve sorunsuz olduğundan insanların kendilerine ayıracak daha fazla zamanı oluyor. Kişiler yoğun iş gününün ardından günlük sportif ve kültürel faaliyetlerini evin yanıbaşında çağdaş tesislerde yapabiliyor” şeklinde konuştu. Ata şimdi ev yapıyor Ata İnşaat Gayrimenkul Yatırımları Pazarlama ve Satış Koordinatörü Servet Göle, AtaKonatlar Çamlıca Projesi’nin Ata inşaat’ın konut sektöründeki ilk projesi olduğunu söyledi. 1998’de yapımına başlanan, 12 blok 119 daireden oluşan projede Ata İnşaat’ın 30 ylılık deneyiminin temelden çatıya kadar inşaatın her kademesine yansıdığını kaydeden Göle, Sağlam temel zemini, beton kalitesi, demir işçiliği projenin güvenli altyapısını oluştururken, lülks iç dizayn, sosyal ve spor etkinliklerine uygun çevre düzenlemesi, AtaKonaklar Çamlıca’yı vazgeçilmek yapacak diğer özellikler” dedi. http://www.atainsaat.com.tr
Bayındır İnşaat
İnşaat Şirketleri Bayındır İnşaat, Pakistan Otoyolu ve Indus Köprüsü'nün temelini nihayet 12 Aralık'ta atıyor. Temel atma törenine Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de katılacak. 1993 yılında açılan Pakistan Otoyolu İslamad Peşaver Bölümü ve Indus Köprüsü ihalesini Bayındır İnşaat kazanmıştı. Benazir Butto iktidarının ihaleyi iptal etmesinden sonra Bayındır İnşaat, uluslararası alanda hakkını arayarak, ihaleyi yeniden almayı başarmıştı. Toplam 644 milyon dolar (122.3 trilyon lira) tutarındaki Pakistan Otoyolu Projesi, Pakistan'ın en önemli şehirleri Karachi, Lahore, Islamabad ve Peshawer'i, ülkenin güneyi ile kuzeyini birbirine bağlayacak. Projenin ilk bölümü olan Lahore-Islamabad kesiminin bu yıl sonunda hizmete açılması planlanıyor. Bayındır tarafından inşaa edilecek Islamabad-Peshawar kesimi ise rojenin ikinci aşamasını oluşturuyor. Projenin diğer bölümlerinin tamamlanmasıyla, güneydeki denize ulaşım kesintisiz sağlanmış olacak. Pakistan dışındaki Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleri'de bu yolun önemli kullanıcıları olacak. Üç yıl içinde tamamlanması planlanan proje, yaklaşık 186 km otoyol ve 1 km uzunluğundaki Indus Nehri Köprüsü ile ilgili altyapı, tesis ve binaların inşa ve bakımını kapsıyor. Projenin yürütülmesi için Bayındır İnşaat'ta yeni oluşturulan Yurtdışı Taahhütler Grubu bünyesinde Pakistan Bölge Müdürlüğü kuruldu. Yeni oluşturulan birimlerde Pakistan deneyimi olan bir ekip oluşturan Bayındır İnşaat, Bölge Müdürlüğü'ne Gia G. Jilani, Proje Direktörlüğü'ne Dilaver Kara, Mali ve İdari İşler Direktörlüğü'ne ise Mehmet Kuzuoğlu'nu atadı. http://www.bayindir-insaat.com
HOFFMANN Bau GmbH
İnşaat Şirketleri Türkiye'deki konut açığı yabancıların da iştahını kabartıyor. Türkiye'de bu konuda önemli ve büyük bir pazar olduğunu gören yabancı firmalar da Türkiye'de inşaat yapımına başladı. Birçok Türk firması Libya'dan Rusya'ya Almanya'dan Pakistan'a kadar birçok ülkede baraj, otoyollar, hastane, otel ve konut yapımı gerçekleştirirken, yabancı firmalar da Türkiye'de inşaat şirketi kurarak bina yapımına başladı. Türkiye'de bina yapan yabancılardan biri de Alman Klaus Hoffmann. Münih'te bir inşaat firmasının sahibiyken Türkiye'de Hoffmann İnşaat şirketini kuran ve bina inşa eden Klaus Hoffmann Türkiye'deki konut açığı ve bu konuda büyük bir pazar olmasının yanında, Türkiye'yi seçmesinin en önemli nedeni olarak Türk insanını sevmesini gösterdi. TÜRKLERİ SEVİYORUM Münih'te bir inşaat firması olduğunu ve evler, villalar, oteller inşa ettiğini belirten Hoffmann yanında Türk işçilerin de çalıştığını ve onların her zaman İstanbul'da inşaatçılar için büyük fırsatlar olduğunu söylediklerini vurguladı. Hoffman Türkiye'ye gelişini şöyle anlattı: ‘‘Almanya'da çalışan Türk işçileri çok seviyordum. Türk insanını gerek mühendisler, gerek mimarlar gerek işçiler olsun çalışkan ve sorumluluk sahibi insanlar olarak görüyorum. Ancak eğitim eksikliği olduğu da bir gerçek. 10 yıl önce öğrendikleri sistemleri bugün devam ettiriyorlar. Ancak öğrenmeye çok açıklar. Ben Almanya'dan bir cihaz getirdiğimde aletin nasıl çalıştığını hemen öğrenip kullanmaya başlayabiliyorlar. Ben Türkleri çok seviyorum ve onlarla çalışmaktan mutluyum. Örneğin Rusya'da büyük bir pazar var. Türkler bulundukları ortama ayak uydurabiliyorlar. Rusya'da iyi bir pazar olmasına rağmen ben ve diğer Alman firmaları bundan çekiniyoruz. Para alamama riski de var. Ama Türkiye'de bu risk yok. Belli bir kesimde para var.’’ Bir müteahhit olarak Almanya'da çalışmanın çok zor olduğunu vurgulayan Hoffmann, engellerle karşılaştıklarını ve Alman müşterilerin kalite anlayışlarının da sınırları zorladığına değindi. Hoffman, ‘‘Onlar doyuma ulaşmışlar. Ayrıca konut konusunda büyük bir açık da yok. Yaptığınızı Alman insanına beğendirmeniz çok zor’’ dedi. İstanbul'un kalabalık ve düzensiz olduğunu belirten Hoffman, ‘‘Ama insanlarınız bunları doğal karşılıyor ve inanın bizden daha mutlular’’ dedi. http://www.hoffmannbau.de
Türk İnşaat Müteahhitleri İşveren Sendikası
İnşaat Şirketleri İnşaat sektöründe çalışan firmaları tek çatı altında toplayan Türk İnşaat Müteahhitleri İşveren Sendikası'nın (TİMSE) Başkanı Sami Sarı, Türkiye'deki en büyük sorunun ruhsatsız konutlar olduğunu söyledi. Sarı'ya göre Türkiye'de yapılan konutların yarısından fazlası ruhsatsız. Türkiye'de, inşaat sektörü en çok kaçak yapılardan şikayetçi. İstatistiki bilgilerin ve Türkiye'deki konut sayısının sağlıklı bir şekilde elde edilmesi için konut inşaatlarının ruhsata bağlanması gerektiğini savunan müteahhitler, Türkiye'de yapılan konutların yüzde 60'ının ruhsatsız olarak inşa edildiğini savundu. Türk İnşaat Müteahhitleri İşveren Sendikası (TİMSE) Başkanı Sami Sarı, kaçak yapıların çokluğu yanında ruhsata bağlı olarak inşa edilen konutların da büyük bir kısmının toplu konut veya kooperatiflerden oluştuğunu ve inşa edilen konutların iskan belgelerinin bina bitiminde alınması gerekirken, çeşitli nedenlerle gecikildiğini söyledi. Sektörde bir durgunluk yaşandığına değinen Sarı, villa ve lüks konutların satışlarında önemli bir patlama yaşanırken, konut satışlarında bir düşüş olduğunu söyledi. İnşaat sektörü bugün, yol, köprü, baraj, endüstriyel ve sosyal tesisler, konut ve bina v.s. gibi sektör içi çalışma alanlarının tümünde faaliyet gösteren müteahhitlik kuruluşları ile birlikte sektöre doğrudan veya dolaylı olarak malzeme, makina, araç-gereç üreten yaklaşık 300 çeşit sanayi grubuna ait üretici işletmelerini kapsıyor. 20-25 yıl önce sadece yurtiçinde faaliyet gösteren müteahhitlik kuruluşlarının bu süre içinde yurtdışında da önemli ihalelere girebilecek düzeye geldiklerini belirten Sarı, bu başarının altında kaliteli yapıların ve Türk işçisinin bu konudaki başarısının yattığını vurguladı. Sami inşaat sektörü için şunları söyledi: ‘‘Ülkemizde üretilen çeşitli inşaat malzeme ve ekipmanın yurtdışı taahütlerinde kullanılmak üzere ihracatı bu sektör tarafından gerçekleştirildi. İnşaat sektörü yarattığı istihdam ve katma değerle, sağladığı dövizlerle, inşaat malzeme ve ekipmanlarıyla, ileri teknoloji ve çağdaş yönetim anlayışı ile, yetişmiş insan gücü, sağlıklı finans ve işveren ilişkileriyle tarım sektöründen sonra gelen en önemli sektör konumundadır. Ne var ki olumsuz ekonomik etkenler ve buna bağlı olarak kamu yatırımlarının yetersizliği ile yüksek enflasyon İnşaat Sektörünün mevcut potansiyeline uygun iş arzının oluşmasına imkan vermediğinden sektörde zaman zaman durgunluk yaşanmaktadır.’’ http://www.turkinsa.org.tr
Akdeniz İnşaat
İnşaat Şirketleri Ağaoğlu My City, 5 bin potansiyel alıcının beklentilerine göre inşaa ediliyor. Siteyi inşaa eden Ağaoğlu Şirketler Grubu kuruluşlarından Akdeniz İnşaat, Ağaoğlu My City'i 1992 yılında başlattığı anket çalışmalarına göre projelendirdi. Bu süre içinde 5 bin kişiyle anket yapıldı. Özel şirket yöneticilerinin, serbest meslek sahiplerinin ve orta gelir grubunun beklentilerinin değerlendirildiği anket sonucuna göre evlerin büyüklüğü, otoparkından yüzme havuzuna, spor alanlarından saunasına kadar içinde bulunması istenen sosyal alanlar belirlendi. Bu noktadan hareketle sitenin teknik altyapısı oluşturuldu. Ağaoğlu My City'in hafriyat çalışmalarına geçtiğimiz ay başlandı. 30 milyon dolarlık projenin 36 ay sonra bitirilmesi planlanıyor. Ağaoğlu My City, İstanbul'un Anadolu yakasında, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çıkışında, TEM karayolunun yanı başında Ümraniye'de inşa ediliyor. Toplam 48 bin 270 metrekare büyüklüğündeki arazide, tamamı 686 konuttan oluşacak sitenin yüzde 80'i yeşil alanlara ayrılıyor. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne 8, Boğaziçi Köprüsü'ne 6, Carrefour'a 4 kilometre uzaklıktaki sitede, konutlar dışında bir ilköğretim okulu, yüzme havuzu, spor alanları, fitness center, sauna, Türk hamamı ve alışveriş merkezlerinin de inşa edilmesi planlanıyor. Ağaoğlu My City A, B ve C tipi üç farklı tipteki daireler ve havuza bakan 6 özel villadan oluşuyor. 65 metrekarelik stüdyo dairelerinin yanında 110 metrekarelik daireler 2 oda bir salon olarak projelendirildi. 138 metrekarelik evler 3 oda bir salon tipinde. Sitede 6 tane olan 220 metrekare büyüklüğünde inşa edilecek dubleks daireler 4 oda bir salondan oluşuyor. Sitede, stüdyo tipindeki dairelerden 180, 110 metrekare büyüklüğünde standart dairelerden 200, 138 metrekare büyüklüğündeki konutlardan 300 adet inşa edilmesi planlanıyor. 138 metrekarelik dairelerin yatak odalarında bir de banyo bulunuyor. Ağaoğlu My City'de daireler 12 blokta yer alıyor. 6 Villa ise 3'lü bloklarda konumlandırılıyor. Dairelerin mutfaklarında fırın üstü ankastre aspiratör, çöp öğütücü, ankastre fırın, kombi bulaşık makinesi, çift kapılı no-frost buzdolabı bulunacak. Beton duvarla çevrilecek olan sitede yerleşimler tamamlandığı zaman güvenlik özel bir şirkete devredilecek. Her blokta iki adet hızlı asansör ve yangın merdiveni bulunacak. Hidrofor ve su deposunun yanı sıra asansörler ve genel mekanlar için jeneratör kullanılacak. Ağaoğlu My City'de neler var? Binaların dış cephelerinde yağ veya akrilik esaslı boya kullanılacak. Basamak ve sahanlıklar granit seramik veya mermer olacak. Isı ve su yalıtımı yapılacak. Antrenin zemini karo seramikle kaplanacak. Vestiyer duvardan duvara sürme kapaklı olacak, flotal ayna konulacak. Dış kapı laminant veya ahşap kaplı. Duvarlar yarı mat sentetik boya. Salonun zemini, koridor, yatak odaları halı kaplı, kartonpiyerli. Pencereler ısıcamlı, PVC veya cilalı ahşap ayrıca makaslı panjurlu. Yatak odalarının duvarlarında plastik boya kullanılacak. Yatak odalarında suntalam gövdeli laminant kapaklı dolap olacak. Uygun bir betonarme duvara çelik para kasası yerleştirilecek. Mutfağın zemini karo seramik, dolaplar laminant veya kale kaplı hazır mutfak olarak yerleştirilecek. Ağaoğlu My City'de 12 derslikli ilköğretim okulu, yüzme havuzu, basketbol-voleybol sahaları, halı futbol sahaları, tenis kortları, oyun bahçeleri, havuz, anfitiyatro, yeşil alanlar, 1 banka şubesi, 1 süpermarket ve 7 bin metrakarelik alışveriş merkezi. İçinde squash salonu, fitness center, Türk hamamı ve saunası olan klüp binası bulunacak. Beton duvarlarla çevrilecek olan site, yerleşimler tamamlandığında güvenliği özel bir şirkete devredilecek. Her blokta iki adet hızlı asansör ve yangın merdiveni bulunacak. Hidrofor ve su deposunun yanı sıra asansörler ve genel mekanlar için jeneratör kullanılacak. Isıtma doğalgazla, merkezi sistemle sağlanacak. Her konut için biri kapalı, diğeri açık otopark yer alacak. TEM'den Ümraniye-Şile sapağı kullanılarak siteye ulaşılıyor. İmes-Üsküdar otobüsleri sitenin önündeki caddeden geçiyor. Ayrıca belediye otobüsleri de kullanılabiliyor.Bu inşaat şirketinden ev satın alarak bir yıldır ödeme yapan, hatta borçlarının tamamını ödeyen fakat henüz tapusunu alamamış kişiler son derece zor durumda! Müşteriler adlarına ayrılmış daireleri, paralarını ödedikleri için, haklı olarak kendilerininmiş gibi görüyorlar. Halbuki kanunlarımıza göre ‘‘gayrimenkulün mülkiyeti tapuda tescil’’ ile geçer. Yani, dairelerin mülkiyeti henüz müşterilere geçmemiş. Mülkiyet tamamen inşaat şirketinin üzerinde. Ya bu dairelerin parasını yatıranlar? Onlarsa bu şirkete demir, çimento, kereste satan ve kredi verenler gibi sadece birer alacaklı. Bırakın parasını verdikleri evlerini almayı, yatırdıkları paraları bile geri alacakları şüpheli. Bu tür şirketlerin genellikle büyük oranlarda banka borçları vardır. Ve bankalar bu gayri menkulün üzerine ipotek koymak suretiyle kendilerini garantiye almışlardır. Toprak sahipleri de genellikle aynı şekilde davranırlar. O halde öncelikle alacakları ipotekle temin edilmiş kimselere olan borçlar, ipotekler paraya çevrilmek suretiyle ödenecektir. DANIŞMADAN ALINCA Bir evin sahibi olmak demek, bir evi satın almak demek, hukuken tapuda üzerimize tescil edilmesi demektir. Sözle, senetle, kağıtla makbuzla ev satın alınmaz. Elimizdeki ödeme belgeleri, o da varsa, sadece şirketlerden alacaklı olduğumuzu gösterir. Ve genellikle bu duruma düşmüş şirketlerin içleri boşaltıldığı, borçları şişirildiği için, gerçek mağdurların alabilecekleri pek bir şey kalmaz ortada. Tapusu bizim olmayan ev bizim değildir! Bir de bunun tersi oluyor. Şirket satış yapar yapmaz, hemen müşterisine bir tapu veriyor. Fakat ortada henüz ev yok. Şirket zor duruma düşerse elinizdeki bu tapu işe yaramaz. Ortada bulunmayan, inşaatı yapılmammış onuncu kattaki 25 numaralı dairenin tapusunun biz de olması, bir şey ifade etmez. O inşaatı kim, hangi parayla yapıp bitirecek? O halde hem ‘‘ortada ev olacak’’, hem de ‘‘tapusu bizim olacak’’! Bir çift ayakkabı alırken, günlerce çarşı pazar dolaşıp arkadaşlarına, danışanların, hayatları boyunca biriktirdikleri paralarla bir yatırım yaparken, yatırımın mali ve hukuki yönünü işin uzmanlarına danışmamaları bana hep ilginç gelmiştir. http://www.agaoglu.com.tr