Sanalalan

Sanalalan.com

Sanalalan.com sitesinde Güvenlik şirketleri kategorisinde Güvenlik şirketleri ile ilgili sitelerin linkleri bulunmaktadir



 

para ve kıymetli eşya nakli
Güvenlik şirketleri Tatilya’yı İstanbul’daki çoğu ana-baba çocuklarının hatırına bilir. Disneyland’ın küçük bir örneği. Bu oyun parkının girişinde ve çevresinde güvenlik görevlileri var. Bu görevlilerin bir özelliği var. Hepsi birer sempati nümunesi gibi. Onlarla karşılaşan çocukların onlara doğru koşası geliyor. Yüzlerine bakan gülümsemek zorunda kalıyor. Belli ki bu insanları yüzlerce, binlerce adayın içinden seçmişler. Onların yerine bizim günlük hayatta karşılaştığımız güvenlik görevlilerinden ya da polislerden birkaç tane koysanız adamların hasılatı yüzde 25-30 azalır. İnsanlar oraya girip çıkarken tedirgin olur. Güvenlik asık surat demek değildir. İnsan işyerine, oturduğu siteye girip çıkarken güleryüz bekliyor. Bu iş, karşılıklı olur, demek çare değildir. Göster güleryüzünü, göstereyim güleryüzümü diyemezsiniz. İşe tek taraflı bakacaksınız. Bizim yıllardır “zor şartlar” mazeretimiz var. Güleryüz talep eden, “Canım iyi de, bu insanlar günde 12 saat çalışıyor, çok az maaş alıyor, her gün arsızıyla, hırsızıyla uğraşıyor, nasıl güleryüz göstersinlerler” mazereti. Birincisi kimseyi zorla o işe sokmuyorlar. İkincisi, işe alırken yüksek ücret vaat etmiyorlar... Az da olsa, insanca yaşamak için yeterli olmasa da ne alınıp ne verileceği önceden belli. Bunu az bulanın o işe talip olmaması lazım. Nerede çok kazanılabileckse.. Çok kazanananlar hangi işi yapıyorsa oraya buyurulması lazım. Bana Türkiye’de, “Hoşgeldiniz efendim, size nasıl yardımcı olabiliriz” diyen bir karakol gösterenden aleni özür dilemeye hazırım. http://www.elciguvenlik.com
YAKIN KORUMA VE BODYGUARD HİZMETİ
Güvenlik şirketleri SKY SECURITY SERVICES İSRAİL DE ESKİ MOSSAD AJANLARI TARAFINDAN EĞİTİM ALMIŞ İLK VE TEK TÜRK KORUMA ŞİRKETİ ÖZEL V.I.P YAKIN KORUMA VE BODYGUARD HİZMETİ VEREN OLDUKÇA SEÇİCİ ÇALIŞAN HER TALEBE SEÇİCİ CEVAP VEREN KONUSUNDA UZMAN KORUMA FİRMASI.İngiltere'de yayımlanan The Sunday Times gazetesi, Aims adlı İngiliz özel güvenlik şirketinin, Türk güvenlik güçlerine, Kuzey Irak'ta ele geçirilen PKK'lıların vücutlarına radyoaktif madde verilmesini ve bu kişilerin uyduyla izlenmesiyle bölgedeki örgüt kamplarına ulaşılmasını önerdiğini iddia etti. Gazetenin haberinde, terörist Öcalan'ın Kenya'da yakalanmasında rol oynadığı ve para karşılığında Türk güvenlik güçlerine yardım ettiği daha önce öne sürülen Wiltshire merkezli Aims hakkında İngiliz polisi Scotland Yard tarafından soruşturma başlatıldığı belirtildi. Gazetenin iddiaları arasında, Aims'in Güney Kıbrıs'taki PKK kamplarına yönelik önerilerde bulunduğu da yer alıyor. http://www.sky-security.com
menguard özel güvenlik hizmetleri
Güvenlik şirketleri menguard özel güvenlik hizmetleri ana sayfa valet parking · elektronik güvenlik sistemleri · özel güvenlik · dedektiflik hizmetleri, araştırma-takip Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Zirvesi Önceden daimi temsilciler tarafından hükümetlere danışılarak hazırlanan Belgeler imzalandı. Toplantının aralığında, özel bir Avrasya-Aile Meclisinde Türkiye, Türkmenistan, Azerbaycan ve Kazakistan Cumhurbaşkanları gelecek yüzyılın ilk on yılında Türkiye’yi bir “enerji pazarı” haline getirmesi beklenen anlaşmaları imzaladılar. Amerika Başkanı Bill Clinton noter görevini yüklendi. O da ayrı bir belgeye imzasını koydu. Aslında bu imza merasimi çok daha parlak biçimde ve Boğaziçi’nde yapılacak bir yat gezisinde imzalanacaktı. Bereket versin hava koşulları elvermedi. Üst üste iki büyük deprem felaketi geçirmiş olan Türkiye, trilyonları aştığı söylenen bir faturayı daha kabarık ödemek zorunda kalacaktı. Aslına bakılırsa zirveye katılan yabancı ülkeler böyle bir durumda toplantının İstanbul’da toplanmasında ısrarlı kalan ülkemiz yöneticilerinin bu soğukkanlı kahramanlığına hem şaşırmışlar hem de hayran kalmışlardı. Toplantı, Türkiye bakımından gerçekten çok görkemli ve başarılı oldu. 52 Avrupa ülkese, ABD+Kanada’nın devlet ve/veya Hükümet Başkanları tarafından imzalanmış olan OSCE, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü Zirve Deklarasyonu, yahut yeni adı ile İstanbul Deklarasyonu ve gündemindeki diğer belgeler, aslında üye ülkeler tarafından uzun süre öncesinden beri üzerinde çalışılmış ve bir”Consensus” sağlanarak zirvede imzaya hazır hale getirilmişti. Concensus dediğimiz ortak anlayış veya mutabakat zaten 1973 Helsinki Dışişleri Konferansı’ndan bu yana bu uluslararası örgütün en belirgin vasfını oluşturmakta devam eder. Bu ilk toplantıya zamanın Dışişleri Bakanı Haluk Bayülken ile rahmetli Orhan Eralp ve ben de üç kişilik bir heyetle katılmıştık. O günlerde bunu en çok isteyenler arasında Sovyetler Birliği başı çekiyordu. Veto hakkının bulunmayacağı bir bölgesel forumun kurulması önem arzediyordu. Hatırlanacaktır, 1945’te San Fransisco şartı ile kurulan BM Örgütü aslına bakarsanız, savaşı kazananların ve yandaşlarının eseri idi. Müttefikler yanında savaşa katılmayanlar yahut savaş ilan etmeyenler bu konferansa davet edilmeyeceklerdi. Türkiye’nin son anda savaş ilanı zorunluğu da bundan kaynaklanmıştı. 18-19 Kasım 1999’da tüm Avrupa ve ABD+Kanada Devlet ve Hükümet Başkanlarının İstanbul’da toplanması ve imzalanan belgelerin tarihe bu isimle geçecek olması kuşkusuz büyük bir başarı sayılmalıdır. Bunu bir bakıma doğal karşılamak lazımdır. Öyle ya asrın en büyük, en kalabalık ve en kapsamlı zirve toplantısı bizde, evimizde İstanbul’da yapılıyordu!.. Arka arkaya gelen ve binlerce vatandaşımızın ölümüne ve yüzbinlercesinin de evsiz barksız, perişan olmasına sebep olan iki büyük deprem felaketine rağmen ıstırabımızı içimizde saklayarak metanet göstermiş, bu toplantının ertelenmesini veya başka bir ülkeye naklini kabul etmemiştik.. Bu tutum dünya tarafından saygı ve hayranlıkla değerlendirildi. Belge metinleri noktasına virgülüne kadar, hükümetlere danışılarak önceden hazırlanmıştı. Bu yüzden herhangi bir sürpriz beklenmiyordu. Ama, böylesi toplantılarda çok denenmiştir, bilirim, yine de son anda birileri çıkar, mızıkçılık ederek tekerleklere bir çomak sokar, araya aracılar girer, çoğu kez bu iş diplomatlara düşer ve mesele bir hal ile halledilir.. “Zaten diplomatların asıl görevleri önce bir mesele çıkarıp sonra da onu halletmektir..” diye nükte niteliğinde söylenen sözler de çoktur!.. İstanbul’da belgelerin imzalanacağı gün de öyle oldu!. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Yeltsin ve Clinton arasında Çeçen meselesinde koparılmak istenen fırtına ve onu izleyen siyasi show bunun bir örneğinden başka bir şey değildir. Konuya ilk değinen Şansöliye Schröder’den sonra Yeltsin sağ elinin şahadet parmağı ile masaya şiddetle vurmaya başladı. Vaktiyle benzeri bir olay Khroutchev zamanında da cereyan etmişti. Adam hızını alamamış, parmağına da kıyamamış, ayakkabısını ayağından çıkarıp masayı tokmaklamaya başlamıştı. Onun yanında Yeltsin yine de çok nazik kaldı!. ABD Başkanı Clinton’ın yüzü daha kızardı okumakta olduğu yazılı metinden taştı. İrticalen diplomasi tarihine geçecek harika bir konuşma yaptı. Adam Rus da olsa sanırım duygulandı, yavaş yavaş salonu terketti. Bir süre sonra Clinton da onu izledi. Kuliste neler olduğunu göremedik ama bir süre sonra ikisi birden birinin eli öbürünün omuzunda, öbürünün kolu berikinin kalın belinde TV ekranlarında göründüler!. Fırtına atlatılmış, ama Yeltsin yine de herkesin içinde yenik düşmüş görüntüsüne tahammül edemedi. Toplantının sonunu beklemeden ülkesine döndü ama bu hiçbir şeyi değiştirmedi!..Tayyip Erdoğan’ın statüsü hakkında başsavcı ve bir savcı ithamnamelerinin yayınlanmaları, bize göre sürpriz değildi. Hukuk sistemimizin icabı bu konu çok uzayacak ve aylarca gündemimizden ve medyamızdan düşmeyecektir. Anayasa Mahkemesi, muğlâk yasalarımızı nasıl değerlendirecek? Bu hususta mütalaa yürütenler kervanına katılmak istemiyoruz. Bize göre partilerimiz ve politikacılarımızla Devlet arasındaki uyumsuzluk sürüp gidiyor. Temel konu, Avrupa Birliği ilkelerine uygun ve milletimizin hakkı olan Anayasa tadillerinin gerçekleşmesidir. Performansımızı açığa çıkaracak bu gelişme, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine bağlıdır. Evvelsi gün Millî Güvenlik Kurulu’nda, olgun ve dolgun kararlar alındı. Son sözün Yüce Meclis’te bulunduğu vurgulandı. Asker kanadın sağduyusu halkımızı rahatlattı. Türk Yenileşme Tarihi’nde, hem İmparatorluk hem Cumhuriyet dönemlerinde, değişim ve inkılâplarda ordumuz, baş çekmiş ve öncü olmuştur. Üstelik Atatürk tarafından hedef çağdaş uygarlık düzeyi tabiriyle, hiçbir tereddüde yer bırakmıyacak netlikte açıklanmıştır. Asker istemez bahanesiyle zihin karıştıranlar, her devirde vardı bugün de mevcuttur. Geçersiz bir iddia, yakışmaz bir ithamdır. Son Güvenlik Kurulu’nda komutanlarımız, Avrupa Birliği’ne taraftar olduklarını, ancak AB sistemini aşan taleplere karşı uyanık bulunmamız gerektiğini vurguladılar. Doğru tespit budur. Hiç kimse, şu veya bu sebeple, Avrupa prensiplerine ve demokrasinin cihanşümul kurallarına, askeri memnun edeceği gibi masum, fakat akılsız bir maksatla dahi engel koymaya kalkışmasın. Hâsılı güzel bir Millî Güvenlik Kurulu toplantısı idi. Şimdi huzûr ile meclisimizin açılmasını bekliyoruz. Milletvekillerimiz, Türkiye’nin makûs talihini değiştirecek derecede hayırlı bir inkılâbı gerçekleştireceklerinin şuuru içinde hareket edeceklerdir. http://www.menguard.com
Aksis kartlı geçiş sistemleri
Güvenlik şirketleri Elektronik güvenlik alarm cctv kameAksis güvenlik sistemlerira,görüntü transferi,bekçi tur,bariyer,pdks,kartlı geçiş sistemleri konusunda uzman ekibimiz tarafından yapılmaktadır.Bankalara güvenlik uyarısı Zeytinburnu İş Bankası Şubesi’nin geçen hafta soyulmasından sonra polisin yaptığı araştırmada, birçok bankanın güvenlik sistemlerinin yeterli olmadığı ortaya çıktı. Eski güvenlik sistemi ile korunan veya alarm bulunmayan banka şubelerine, emniyet tarafından yapılan “Güvenlik sisteminiz yeterli değil, sisteminiz yenileyin” uyarısını dikkate almadıkları belirtildi. Hırsızların bankaya gizlice girme ve soyma tekniklerini belirleyen polis, buna karşılık bankaların alması gereken önlemler hakkında bir dosya hazırlayarak ilçe emniyet müdürlükleri aracılığıyla tüm banka şubelerine iletti. http://www.aksisguvenlik.com.tr
sizin dünyanız güvendemi?
Güvenlik şirketleri genç dinamik çagdaş çözümlerle dünyanızı korumak bizim işimiz...Güvenli dünya güvenlik hizmetleri ltd.şti olarak biz işimizin bilincindeyiz...Türkiye güvenlik üreten bir ülke’İpek Yolu 2001 General-Amiral semineri TSK Barış İçin Ortaklık (BİO) Eğitim Merkezi’nde dün başladı. 22 Haziran’a kadar sürecek seminerin açılış töreninde konuşan Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye’nin güvenlik tüketen değil, güvenlik üreten bir ülke olduğunu belirterek, “Bütün barışçıl girişimleri güçlü bir şekilde destekliyoruz” dedi. Orgeneral Büyükanıt, seminerin, NATO ve BİO ülkelerinden üst düzeydeki katılımcıların, dünya ve bölgesel barış ve istikrarın geliştirilmesi ile ilgili tartışmalarına uygun bir fırsat sağlayacağını söyledi. Son 10 yıldaki gelişmelerin Doğu ile Batı arasındaki çatışmayı barış ortamına getirdiğini ifade eden Orgeneral Büyükanıt, soğuk savaşın sona ermesinin bir taraftan dünya barışı ile ilgili iyimserlik rüzgarı, diğer taraftan güvenlik mücadelelerini ve risklerini ihtiva eden tamamıyla farklı bir ortam oluşturduğunu kaydetti. Seminere, NATO ve BİO ülkelerinden toplam 35 general-amiral ile büyükelçi katıldı.Yurtlara yeni güvenlik sistemi Üniversite öğrencilerinin barındığı yüksek öğrenim yurtlarında, güvenlik sistemi baştan sona yenileniyor. Güvenlik görevlileri, üniformayla, silahla ve dedektör gibi diğer teçhizatla görev yapacak. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (Yurtkur) merkez ve taşra teşkilatları ile Kurum’a bağlı yurtlarda güvenliğin sağlanması amacıyla “özel güvenlik teşkilatı” kurulması kararlaştırıldı. Bu çerçevede, 188’i yurt, diğerleri de kurum binaları olmak üzere toplam 209 binada özel güvenlik görevlileri görev yapacak. Yurtkur, özel güvenlik teşkilatı kurulmasının kararlaştırılmasıyla, 1359 bekçi unvanını iade ederek, yerine 1337’si koruma ve güvenlik kadrosu, 22’si de koruma ve güvenlik şefi kadrosu aldı. Yurtkur’un toplam 3 bin koruma ve güvenlik kadrosuna ihtiyacı olduğu bildiriliyor. http://www.guvenlidunya.com
manisa organizasyonlarda güvenlik hizmeti
Güvenlik şirketleri Manisa Özel Güvenlik ve Koruma ltd.şti.şirketimiz başta manisa olmak üzere tüm ege bölgesinde resmi kurumlarda, fabrika ve şirketler ile tüm konser ve benzeri organizasyonlarda güvenlik hizmeti vermektedir Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Baş İş Müfettişi Nezahat Darcanlı, kanuni düzenlemelerin ve cezai müeyyidelerin iş güvenliği konusunda yetersiz kaldığını söyledi. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Haftası nedeniyle Hyatt Oteli’nde düzenlediği “21. Yüzyıla Girerken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği’nde Taraflara Düşen Görevler” konulu panelde konuşan Darcanlı, “İstanbul’dan Kapıkuleye kadar, yaklaşık 500 bin işyerini sadece 44 iş müfettişi denetliyor” dedi. Darcanlı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı işyerlerinin de bu sayının dışında olduğunu vurgulayarak, iş müfettişi sayısının artırılması gerektiğini ifade etti. İş güvenliği açısından yaptırımların yetersiz olduğuna dikkati çeken Darcanlı, işyeri bildiriminde bulunmamanın cezasının sadece 300 bin lira olduğunu, iş yerlerinde tespit edilen eksikliklerin cezai yaptırımının da her eksiklik için birer milyon lira olduğunu vurguladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürü Ali Rıza Erol ise, iş kazalarının bir çoğunun tedbir alarak önlenebileceğini belirterek, “Önlenmesi imkansız iş kazalarının oranı yüzde 2’dir” dedi. Erol, Kayıtlı 4 milyon SSK’lı işçiden her yıl bin 500’ünün iş kazalarında öldüğünü, 3 bin işçinin sakat kaldığını ve iş kazaları sonucu 2 milyon işgününün kaybolduğunu söyledi.Washington’daki NATO zirvesinde, Türkiye’nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği ile ilgili taleplerinin hepsinin kabul edildiğini söylemek için henüz erken BAB-AB entegrasyon sürecine, bugün Almanya’da başlayacak toplantıyla start veriliyor. 1948 yılında Fransa’nın inisiyatifi ile hayata geçirilen BAB’ın birkaç yıl içinde AB’ye entegre edilmesine kesin gözle bakılıyor. Batı Avrupa Birliği (BAB) savunma ve dışişleri bakanları, Almanya’da bugün ve yarın yapacakları toplantıda, örgütün geleceğini masaya yatırıyorlar. BAB’a üye ülkelerin, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği konusunda, örgüttte sonu başlatacak adımı atacak kararları almaları bekleniyor. 1948 yılında Fransa’nın inisiyatifi ile hayata geçirilen BAB’ın birkaç yıl içinde AB’ye entegre edilmesine kesin gözle bakılıyor. BAB Genel Sekreteri Jose Cutileiro, “Avrupa’nın savunma alanında kararlılığını gösterme zamanı gelmiştir. Bu yönde artık cesaret verici adımlar atılmalı” diyor. NATO Askeri Komite Başkanlığı’nı bırakan Alman General Klaus Naumann’ın ise “Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği eksik kaldı. Bunun için kağıt üstünde ve sözde kalmayacak adımlar atılmalı” diye konuşuyor. Toplantılarda; BAB’ın AB içinde inşa edilmesi yönünde kararlar alacak olan üye ülkeler, Köln liderler zirvesi öncesi aynı şehirde 2-3 Haziran’da danışma düzeyinde biraraya gelerek Avrupa Birliği içinde savunma birimi oluşturulması politikalarına son şeklini verecekler. Birlik ülkeleri, AB’nin savunma ve güvenlik politikalarının bağımsız olarak oluşturulmasının hayata geçirileceği 2002 yılına kadar gerekli yasal değişiklikleri tamamlayacaklar. NATO ZİRVESİ SONRASI Washington’daki NATO zirvesinde Türkiye’nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği ile ilgili taleplerinin hepsinin kabul edildiğini söylemek için henüz çok erken. NATO’nun AB üyesi ülkeleri Avrupa’nın savunma boyutu çerçevesinde istedikleri tüm görüşlerin büyük bir bölümünü Washington sonuç bildirisine yansıttılar. AB üyesi ülkeler, NATO ve Amerika dışında kendi savunma ve güvenlik politikalarını oluşturma alanında Washington’da çok önemli sayılabilecek kazanımlar elde ettiler. Brüksel’deki BAB gözlemcileri, Ankara’nın Washington’dan istediğini alarak döndüğünün söylenemeyeceğini öne sürerek, “Köprünün altından daha çok sular geçecek” diyorlar. Gözlemciler görüşlerini şöyle dile getirdiler: “Türkiye, Washington zirvesi sonrası yayınlanacak ortak bildiri tartışmasında, 18 ülkeyle karşı karşıya kaldı. NATO - BAB ilişkileri Ankara’nın tam olarak istediği noktada değil. Diğer bir deyişle, Türkiye Washington’da zaman kazanmaktan öteye gidemedi.” AVRUPA ORDUSU Fransa ve İngiltere’nin, “Avrupa Savunma Deklarasyonu” yayınlaması ile AB bünyesinde savunma birimi oluşturulmasındaki adımı hayata geçirecek kararlar bir bir alınmaya başlıyor. Söz konusu deklarasyon beş maddeden oluşuyor. AB’nin gerekli gördüğü uluslararası meselelerde “özerk askeri müdahale kapasitesine sahip” hale gelmesini içeriyor. Bu kapasite, verilecek askeri destek ile sağlanacak. NATO yükümlülükleri yerine getirilirken, modernize edilmiş bir Atlantik Birliği’ne de katkıda bulunacağının belirtildiği deklarasyonda şu görüşlere yer veriliyor: “Avrupalılar, AB’nin kurumsal çerçevesinde hareket edecekler. Dayanışmanın güçlenmesinde, Avrupa devletlerinin farklı konumları göz önüne alınmalıdır. Ülkelerin NATO ile ilişkiler konusundaki farklı durumlarına saygı duyulmalıdır.” Üçüncü madde ise AB’nin; NATO’nun bir bütün olarak faaliyet gösteremediği yerlerde askeri harekete geçebilmesi için bilgi alma kapasitesinin genişletilmesini içeriyor. Buna göre durum analiz kapasitesine, istihbarat birimlerine ve stratejik plânlamaya askeri imkânların sağlanmasına ihtiyaç duyuluyor İstanbul’da güvenlik zirvesi İstanbul’da, daha önceleri vilayet binasında düzenlenen; güvenlik olaylarının değerlendirildiği toplantı, bu defa Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü brifing salonunda yapıldı. Vali Erol Çakır’ın başkanlığında düzenlenen ve Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ali ihsan Güvener, İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Taci Sunar ile öteki yetkililerin katıldığı toplantıda, şehrin güvenliği konusu ele alındı. Basına kapalı toplantı, yaklaşık 3,5 saat sürdü.Güvenlik tamam Afgan halkının, Türkiye’nin komutasında Afganistan`da görev yapan Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne (İSAF) güven ve desteği giderek artarken, Kabil ve çevresindeki güvenliğin önceki dönemlere göre daha sakin olduğu belirtiliyor. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, İSAF’ın, “güvenli” ve “emin” bir ortam sağladığı Kabil’de, suç oranında gözlenen düşüş ise bunun en belirgin delili olarak değerlendiriliyor. Loya Jirga’nın toplanmasının hemen ardındaki sürecin “kritik” olarak kabul edildiğini ifade eden kaynaklar, bu kritik dönemin atlatıldığını, Loya Jirga’dan memnun olmayanların ve ISAF karşıtlarının tepkilerinin endişe verici olmadığını, ISAF aleyhtarı propagandaların sınırlı düzeyde kaldığını kaydettiler. Yeni yapılanma Afganistan’da milli ordu ve polis gücünün yeniden yapılandırılmasının, silahlı güçlerin silahsızlandırılarak yeniden sivil hayata dönmelerinin sağlanmasının, uyuşturucu trafiğinin önlenmesinin ve adalet sisteminde reformlar yapılmasının öncelikli konular olduğunun altını çizen kaynaklar, 9 Temmuz’da Paris’te yapılacak Güvenlik Sektör Reformu 3. toplantısında bu konuların detaylı olarak ele alınacağını kaydetti. ISAF olmaksızın, Loya Jirga görüşmelerinin başarıyla tamamlanmasının mümkün olamayacağını ifade eden kaynaklar, güvenlik sağlandıktan sonra, 300 bini Kabil`e olmak üzere, toplam 1 milyon mültecinin Afganistan’a döndüğünü bildirdiler. Afgan hükümetinin çok daha az mültecinin geleceğini tahmin ettiğini de söyleyen kaynaklar, yıl sonuna kadar 2 milyon mültecinin Afganistan’da olmasının beklendiğini ve bu mültecilerin yerleşmelerini sağlamak için acil uluslararası yardıma ihtiyaç olduğunu belirttiler. Türkiye’nin işi zor İlk 6 aylık dönemi İngiltere’nin başarıyla tamamladığını ifade eden kaynaklar, Türkiye’nin de kendi liderliğindeki dönemi bu başarıyı daha da ileri götürerek sürdürmeyi hedeflediğini belirttiler. İSAF’ın komutasını 20 Haziran’da İngiltere’den devralan Türkiye’yi ise 6 aylık zor bir dönem bekliyor. Mülteciler, işlevsiz ekonomi ve işsizliğin doğuracağı adi suçlarda görülebilecek artış, uyuşturucu üretimi ve trafiği, finansman güçlükleri, görev alanının Kabil dışına taşınmak istenmesi, Türkiye’nin önündeki sorunlardan bazıları. Bu arada, Türkiye, diğer katılımcı ülkeler gibi masraflarını kendisi karşılıyor. BM Genel Sekreteri’nin çağrısıyla oluşturulan uluslararası fonda henüz para bulunmazken, 28 milyon doları ISAF’la ilgili olmak üzere toplam 228 milyon dolar maddi yardım Amerikan kongresinin onayını bekliyor http://www.manisaguvenlik.com
Kaya Güvenlik Ve Koruma Hizmetleri,Güvenlik Şirketi,Güvenlik
Güvenlik şirketleri Uluslararası strateji araştırmaları yapan Minos adlı Fransız kuruluşunun raporuna göre, dünyada sayıları giderek artan paralı özel ordular, yasadışı faaliyet gösteren karanlık iş çevreleri tarafından kullanılıyor. Afrika, G.Amerika ve Asya'da düzenli orduların yerini alan bu kuvvetlere milyonlarca dolar ödeniyor. Dünyada düzenli ordular azalırken paralı askerler ve özel korumaların oluşturduğu ‘özel ordular' yayılıyor. Fransa'da Minos (Uluslararası tehditler ve yeni sratejik düzen) adlı bir araştırma grubunun hazırladığı rapor bu çarpıcı ve korkutucu gerçeği ortaya çıkardı. Özellikle Afrika, Güney Amerika ve Asya ülkelerinde özel ordular giderek düzenli resmi orduların yerini alıyor. Ve bu gelişme de dünya düzeni için büyük bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlara göre, güvenlik güçlerinin ‘özelleştirilmesi' anlamına gelen bu gelişme, ‘silahlı şiddetin süratle yaygınlaşması' anlamı taşıyor. Minos'un ‘çapulcu çeteleri' diye adlandırdığı (yerine göre milis, etnik polis, otodefans gücü denilen) kolluk kuvvetleri aynı zamanda önemli de bir ‘iş sektörü' de oluşturuyor. GÖREVLERİ ÇEŞİTLİ Bu tip özel güvenlik güçleri görev yaptıkları hassas bölgeleri veya belli insan gruplarını (şirket yöneticilerini, devlet ileri gelenleri ve ailelerini, toprak ağalarını) koruyor. Yerel ordu ve polis güçlerini eğitiyor. Hatta, Minos'un raporuna göre ‘şüpheli' bazı işadamları da ‘kanunun sınırındaki' faaliyetlerini bu tip milislere korutuyor. Pis işlere bulaşan Lübnan'lı, İsrail'li, Kolombiya'lı kimi karanlık işadamı milyonlarca dolar harcayarak özel ordular kuruyor. Bunun tersi de oluyor: Pakistan'daki gibi (ve raporda yer almasa da Türkiye'de Susurluk skandalının ortaya çıkardığı gibi) bazen de suçlular düzenli güvenlik güçlerinin içine sızıyor; uyuşturucu ve kaçakçılık suçları işledikleri halde yakalanamıyor. Denizlerde korsanlık giderek yayılıyor. Özellikle de Asya ve Pasifik'te. Ticari gemiler soyulduktan sonra, el konulup satılıyor veya batırılıyor. Çalınan özel yatlar kaçakçılıkta kullanılıyor. TANIMAYA ÇALIŞMAK Bu yeni ve önemli tehdit karşısında devletler güçsüz ve çaresiz kalıyor. Tek çare, ortaya çıkan bu yeni tehdidi, yeni tip düşmanı daha iyi anlamak ve tanımak üzere istihbaratı arttırmak. Minos, önümüzdeki yıllarda savaşların cereyan edeceği cepheleri şöyle tarif ediyor: ‘gerçek devletlerin düzenli ordularının arasına sıkışmış hukuk-dışı alanlar.' Yeni nesil lejyonerler Günümüzde paralı askerler ve özel güvenlik birimleri dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı görevler üstleniyor. İşte birkaç örnek : Latin Amerika'da büyük petrol şirketleri veya arazi sahipleri özel ordular besliyor. Kolombiya'da Occidental Petroleum'un 4 bin özel milisi var. Yine Kolombiya'da toprak ağaları ‘komünist gerillaları' yok etmek için otodefans grupları oluşturdu. Güney Amerika'da özel polislerin sayısı devletin resmi kuvvetlerinden bile fazla: tam 320 bin kişiler. Afrika ülkelerine, Orta Doğu'ya ve Asya'ya milis kiralayan ‘çokuluslu güvenlik şirketleri' bile mevcut. Papua Yeni Gine'de ve Komor adalarında paralı askerler rejimin güvenliği sağlıyor. http://www.kayaguvenlik.com