Sanalalan

Sanalalan.com

Sanalalan.com sitesinde Ekonomi siteleri kategorisinde Ekonomi siteleri ile ilgili sitelerin linkleri bulunmaktadir

Kategoriler


 

 

@İnşaat Şirketleri@İnşaat Şirketleri (42)
İthalat-İhracatİthalat-İhracat (2)
Ambalaj ŞirketleriAmbalaj Şirketleri (7)
Bankacılık sektörüBankacılık sektörü (3)
Barter FirmalarıBarter Firmaları (2)
Borsa siteleriBorsa siteleri (3)
@Cenaze Hizmetleri@Cenaze Hizmetleri (3)
Döviz BürolarıDöviz Büroları (4)
Danışmanlık FirmalarıDanışmanlık Firmaları (8)
Emlak OfisleriEmlak Ofisleri (9)
Faktoring FirmalarıFaktoring Firmaları (6)
HoldinglerHoldingler (13)
Leasing FirmalarıLeasing Firmaları (7)
Madencilik ŞirketleriMadencilik Şirketleri (17)
Pazarlama ŞirketleriPazarlama Şirketleri (12)
Reklam ŞirketleriReklam Şirketleri (22)
@Sanayi@Sanayi (22)
Sigorta ŞirketleriSigorta Şirketleri (8)
Yatırım BorsaYatırım Borsa (3)



 

Türk ekonomisinin lokomotifi
Ekonomi siteleri Bir bankanın öyküsü Türkiye İş Bankası 76. Kuruluş Yıldönümü Merkezini İstanbul’a, bu şehrin en yüksek binasına taşıyarak kutladı. Bankanın Ankara’daki ilk merkez binası, yeni inşa edilen Başkentte Vakıflar İdaresi tarafından yaptırılan ilk modern villalardan biri ve bizim evimizdi. Bir anlamda yeni milli banka ile sanki benim göbeğim birlikte kesilmişti. Mustafa Kemal Hindistan Müslümanlarının Milli Mücadelemize yardım için gönderdiği teberruları, milli kalkınmamızın ve endüstrimizin “lokomotifi “ olsun diye İş Bankası’nın kurulmasına sermaye yapmaya karar verdikten sonra, babam Kılıç Ali’yi çağırır ve “Kılıç, biliyorum, eşin hamile ve rahat bir ortamda doğurması için, yeni yapılan Evkaf evlerinden biri sana tahsis edildi. Ama şimdi İş Bankası’nı kurmaya karar verdik... Müsait bir merkez binası yok.. O sana söz verilen evi Bankanın Merkez Şubesi ve İdare Merkezi yapacağız... Sana da İstasyondaki eski Karargah binasının ikinci katını verecegiz... Bu fedakârlığına karşılık, seni Yönetim Kurulu üyeliğine getiriyor ve Kurucu hisselerı veriyoruz..” Babam ne diyebilirdi ki; teşekkür ediyor ve Milli Mücadeleden beri Ankara’da ve Kayseri’de bir ilkel evden diğerine göçen ve modern villada biraz rahat etmeyi uman annem ve aile, güzel villayı bırakıp İstasyon binasına taşınıyorlar. Ben de, Banka 1925’te resmen açılmadan, 1924’te, orada doğuyorum. Türk ekonomisinin lokomotifi Bildim bileli İş Bankası, babamın yönetim kurulu üyeliği dolayısıyla ve İŞ kumbarasından başlayarak ailemizin çocukluğumuzun bir parçası oldu. Rahmetli Özal Cumhurbaşkanı iken, bu yakınlığımı bildiği için, beni Cumhurbaşkanlığı hisselerinin temsilcisi olarak Yönetim Kurulu üyeliğine seçtirdi. Bu görev hayatımın en mutlu olaylarından biri oldu. İş Bankası’nın ne kadar sağlam bir yönetimi ve gelenekleri olduğunu bizzat gördüm. Heyetimizde değişik eğilimli kişiler vardı ama hepimiz bu geleneklerin şemsiyesi altında birleştik ve bazı kredi taleplerini baskılara rağmen ittifakla geri çevirdik. Banka memurlarına tayin ve terfilerde nakillerde iltimas teklif etmemiz dahi imkansızdı. O ortamda. Bugün Türkiye İş Bankası’nın mali gücü ilk sernayesinin trilyonlarca üstünde. Gerçekten Türkiye’de endüstrinin ve ekonominin lokomotifi olmuştu.. Bunda Bankanın ilk Genel Müdürü rahmetli Celal Bayar’ın, büyük rolü olmuştu. Hatta İnönü-Bayar ihtilafının temelinde de bir bakıma Bayar’ın atılımcı teşebbüslerine karşılık İsmet Paşa’nın ihtiyatlı tutumu ve biraz da kıskançlığı rol oynamıştır denilebilir. İş Bankası ekolü diğer milli bankalara da yönetici yetiştirmiş ve bildiğim kadar Bankanın bütün geçmiş genel Müdürleri ve idarecileri Muammer Eriş, Yuzuf Ziya Öniş ve Ahmet Dallı gibi Bankacılık tarihinde yer almışlardır. Şimdi, Banka, eski geleneklerle çağdaş bankacılığı telif eden genç bir Genel Müdürün ve genç yöneticilerin idaresinde, yeni ufuklara ve birçok bakımlardan dünya bankalarına örnek olabilecek modern bankacılık ufuklarına, “lokomotif” olarak yönelıyor. “Ben İş Bankalıyım” diyebilmek çok güzel bir duygu. http://www.isbank.com.tr
Ekonomi çöküyor’
Ekonomi siteleri DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu’nu ziyaret ederek, emeklilik yaşının 50-55 olmasını istedi. Sağlık-İş Sendikası ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ni ziyaret eden DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, “Tarım kesiminin sıkıntıları bitmiyor. Çiftçi çökerse ekonomi de çökmeye mahkumdur” dedi. Çiller, emeklilikte 58-60 yaş ve 7 bin 200 gün prim ödeme mecburiyetinin Türkiye şartlarına uymadığını söyledi. Tansu Çiller, Sağlık-İş Sendikası’nı ziyaret etti. Çiller, Sosyal Güvenlik Tasarısı’nın bir ‘IMF dayatması’ olduğunu belirterek, millete, şartlarına uymayan bir elbise giydirilmek istendiğini söyledi. Çiller, Türkiye şartları için 50-55 yaş ve 5 bin gün primin uygun olduğunu bildirdi. Sosyal güvenlik tartışmalarında sadece yaş haddi ve prim gün sayısının gündemde tutulmasını da eleştiren Tansu Çiller, SSK’nın yıllık prim kaçağının 1.7 katrilyon lira olduğunu kaydederek, “Bu kaçağın önlenmesi açıkları kapatır” dedi. Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu da, halen yürürlükteki emeklilik mevzuatının, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu dönemde düzenlendiğini hatırlatarak, “Sayın Cumhurbaşkanı’ndan, eserine sahip çıkmasını bekliyoruz” diye konuştu. DYP lideri Çiller, daha sonra Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Faruk Yücel’i ziyaret etti. Çiller, tarım kesiminin tümüyle sigorta kapsamına alınmasını öngören bir yasa tasarısını Meclis’e getireceklerini açıkladı. DYP olarak çiftçiye en yakın parti olduklarını söyleyen Çiller, çiftiçinin mağdur durumda olduğunu, çünkü üretiminin karşılığı olan ödemelerin yapılmadığını ileri sürdü. Tarım sektöründeki kara tabloyu, Türkiye’nin, Latin Amerika’dan elma, armut, Yeni Zelanda’dan kivi, Almanya’dan tahıl ithal etmesini hatırlatarak çizen TZOB Başkanı Faruk Yücel de, “Olmayan tarımdan konuşulamaz” dedi. Yücel, şöyle devam etti: “Türkiye’de tarıma destek verilmiyor. Devlet verdiği kredisinin akıbetini bilmiyor, takip etmiyor. Türkiye’de finans yani para sıkıntısı olduğu iddiasını kabul etmiyorum. Eğer finans sıkıntısı olsaydı son açıklanan ekonomik paketle Eximbank’a 650 trilyon aktarılamazdı. Devlet bu parayı Öcalan’a destek veren İtalya’dan, Yunanistan’dan ve diğer Avrupa ülkelerinden içinde tarım ürünlerinin de bulunduğu ithalatlar yapılsın diye veriyor. Devlet ülkede tarımsal üretim yapılmasın, daha uzuca ithal edelim istiyor. Zengin kesim de ithal malı tercih ediyor. TZOB Başkanı’nı dinleyen Çiller ise şöyle konuştu: “Görülüyor ki; tarım kesiminin sıkıntıları bitmiyor. Bizim verdiğimiz gübre sübvansiyonlarını kaldırmışlar. Mazotla ürün arasında büyük fark açılmış. Bunlar çitfçiyi çökertir. Çiftçi çökerse ekonomi de çökmeye mahkumdur. Biz yapılanların yanlış olduğunu söylüyoruz.” Türkiye’nin büyüyebilmesi için vergi şart. Hele krizden çıkmak için çırpınan bir Türkiye için ‘dabıl’ şart. İki işletmeden biri vergi veriyor, diğeri ise kayıtdışı olduğu için bu yükten muaf! İşin garibi bu iki işletme dip dibe yaşıyor. Birisi hanın üst katında, diğeri merdiven altında. Yukarıdakinin anası ağlıyor; yatırım, verimlilik, maliyet ve pazarlama, rekabet diye diye... öbürünün umurunda değil bunların hiçbiri. Onun tasası değil. Neden? Vergi vermiyor ya, ona güveniyor. Kafadan yüzde 30 avantajlı. Bu avantajı kullanıp giriyor pazara. Eh, kör satıcının kör alıcısı olurmuş. Müşteri bulmakta zorlanmıyor da. Hele biraz da malın kalitesini düşürdü mü, babasının oğluna satıyor. Maliye’yi doğrusu bu gibi durumların pek ırgaladığını sanmıyorum. O alacağı vergiye bakıyor. Alıyor da. Kör kimi tutar? Ayakta dikileni. Dikilen kim? Vergisini adam gibi ödeyen mükellef!.. Vergide kaçak yüzde 62’ye çıkmış ki, bu, Türkiye’de iki işletmeden birinin neredeyse hiç vergi vermediğinin göstergesi. Neden, diye sormayın bana. Biri veriyor, biri ise ıslık çalıp dolaşıyor da ondan. İşin en vahim tarafı ise haksız rekabet. Yukarı kattaki hem vergiden yiyor şamarı, hem de merdiven altındakinin yaptığı haksız rekabetten. ‘Dabıl darbe’, dememin esas sebebi bu işte. Şimdi, yukarıdaki esnaf arkadaşa; ‘Merdiven altındakini Maliye’ye şikayet et’ desen, anında ağzının payını verir. Öyle ya, bizim geleneğimizde, gündelik hayatımızda namertlik var mı? Delikanlıyı bozar böyle bir davranış!.. İyi de, hemen yanıbaşında yaşayan ve senin işini, düzenini baltalayan asalağı sırtında daha ne kadar taşıyacaksın, be arkadaş? İlla delikanlılık raconu keseceksen, bunu; daha fazla istihdam imkanı bulmakla; daha kaliteli mal üretmekle ve daha fazla büyümekle yapsan; daha iyi olmaz mı? Vergi ödemeden, kayıt altına girmeden ticaret yapan bir firmanın, devlete verdiği zararı tartışmıyorum. O çok daha ayrı bir konu. Memlekette Maliye diye bir kuruluş var. Ne güne duruyor. Nasıl vergi salıyorsa; öyle de toplasın!.. Benim üzerinde durduğum makro ekonomik bir konu. Ekonomi kayıtdışına kayınca bu memlekete ne yabancı sermaye geliyor, ne de yerli işletme sermaye birikimi yapabiliyor. Sonra da gelsin iflaslar, gelsin kepenk indirmeler... Bu aykırılığa bir şekilde son vermek gerekiyor ki, bunu da yapsa yapsa yine ekonominin sivil aktörleri, yani; sanayici ve ticaret erbabının kendisi yapar. Bunun adına otokontrol denildiğini de hatırlatırım. MI ACABA?!. Türkiye’ye davet edilen 500 dev firma, ‘Geleceğiz de ne yapacağız’ deyip vazgeçmişler... Ne yapacakları belli: Laklak! *** Ertan Ekmekçi, tam 5 saat gülüp dünya rekoru kırmış... Neye güldü acaba? *** İSO Başkanı Küçük, ‘Üretim zemini tamam, sıra yatırım ikliminde’ demiş... Yetkililer kış uykusundan kalkmadan olmaz bu! *** Hülya Avşar, iş kadını derneği kurucusu olmuş... Aferin Hülya’ya. O da olmasa yandı memleket! *** Bodrum’da sahile vuran zehirli varillerle iskele yapmışlar... Bedava olsun da, zehir olsun! *** Türkiye’de her bir saatte 364 kişi göç ediyormuş... Karın tokluğuna razı olan göçüyor işte! http://www.ekonomigazetesi.net/